Image

Image
Image
Image

Çocuk Oyunları



 

"Pahalı oyuncakları yoktu, şartları zordu, yoksulluk vardı ama bulduklarıyla yetinen bu çocuklara büyüdüklerinde sorulduğunda arkadaşlarıyla çok güzel ve mutlu bir çocukluk geçirdiklerini gülümseyerek anlatırlardı."

"Çocuklar, bezden yapılmış bebek, bez top, çember, telle yapılmış iki veya dört tekerlekli araba, kayısı çekirdeği, ceviz, taş, sopa ve topaç gibi oyuncaklar ile oynarlardı."

"Anneler, bir dilim köy ekmeğinin üzerine tereyağı sürer, onun üzerine de toz kırmızıbiber serperdi veya bir dilim ekmeğin üzerine tozşeker koyar, dökülmesin diye de üzerine parmak ucuyla su serperdi. Çocuklar sokakta oynarken acıkınca yedikleri bu ekmeklerin lezzetini bir ömür unutmazlardı."

OYUNLAR:

SEK SEK (ĞAYTANAKU)

"İki baştakiler daha büyük 5 tane daire çizilirdi. Tek ayak üzerindeyken, daireler içinde ayakla vurulan yassı bir taş, çizgi dışına çıkarılmadan en son daireye kadar kaydırılırdı. Çizgi dışına çıkan oyundan çıkardı."

DALA DULU

"Çocuklar yere bir yuvarlak çizer, ucu sivriltilmiş sopalarla dizlerine gelecek derinlikte çukur açardı. Çocuklar çukura girince, çukur toprakla doldurulurdu. Ebe sopayı uzağa fırlatırdı. Topraktan çıkıp, sopayı kim önce alırsa oyunu kazanır, ebe o olurdu."

SKAMBLAKA
SKAMBLAKA

"Bir kişi yere oturur, ayaklarını uzatır, bitiştirirdi. Karşısına bir kişi daha aynı şekilde oturur, ayaklarını birbirlerinin ayaklarına yaslarlardı.

Diğer çocuklar sırayla üzerinden ayaklara değmeden atlardı. İkinci aşamada yerde oturanlar iki ayağını dik olacak şekilde üst üste koyar, çocuklar yine atlardı. Üçüncü aşamada üst üste duran iki ayağın üzerine yumruk yapılan bir el koyularak yükseltilir, dördüncü aşamada, yumruk yapılan iki el üst üste koyulur, beşinci aşamada üst üste duran iki ayağın üzerine karış yapılan bir el koyularak yükseltilir, son aşamada, karış yapılan iki el üst üste koyulur, çocuklar her aşamada üzerinden atlardı. Atlarken, el veya ayaklara değen çocuk oyundan çıkardı."

SAKLAMBAÇ

"Çocuklardan birisi ebe olur, gözlerini kapatıp sayarken diğerleri saklanırdı. Ebe saydığı yerden ayrılırken oyunda olmayanlar ELMA DERSEM ÇIK, ARMUT DERSEM ÇIKMA diye bağırırlardı. Ebe saklanılan yerden uzaklaşınca elma, elma diye bağırarak yardımcı olurlardı. Saklanan çocuk, ebenin gözünü kapatıp saydığı yere koşup sobe derdi. Ebe saklanılan yere yakınsa da armut, armut diye bağırırlardı. Ebe, bulduğu kişinin ismini söyleyerek, gözünü kapatıp saydığı yere koşar ve kişiyi sobelerdi. Ebenin saklandığı yerde bulduğu kişi, yeni ebe olurdu. Ebe, kimseyi bulamaz sobelenirse veya bulduğu kişinin ismini yanlış söylerse yine ebe olurdu. Yanlış isim söylediğinde, çocuklar ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI diye bağırırlardı."

HARAÇ GELİYOR

"Oyuna katılan bütün çocuklar iki grup oluştururdu. Saklanacak gruptan bir kişi, saklananları arayacak grubun yanında kalır, arama sırasında HARAÇ GELİYOR diye bağırarak arkadaşlarını uyarırdı. Bütün köy, bahçeler, her yer saklanma alanıydı. Saklanan grup gittikten bir süre sonra diğer grup, haraç geliyor diye uyaran çocukla birlikte aramaya başlardı. Saklananları bulduklarında, bu sefer arayan grup saklanırdı. Arayanlar, saklananları bulamazsa aynı grup tekrar saklanırdı."

ÇEKİRDEK (ÇUTRA-KOKAL)

"Oyun oynayacak çocuklar belirlenen sayıda getirdikleri çekirdeklerin hepsini yere ip gibi dizerlerdi. 1,5 - 2 m uzağına çizgi çizilirdi. Oyun sırasını belirlemek için çocuklar çekirdeklerin önünden çizgiye doğru kaynak (yassı taş) atarlardı. Taşı çizginin üzerine veya en yakınına atan çocuk oyuna ilk başlardı. Çizginin en uzağına atan ebe olur, çekirdeklerin yanında beklerdi. Kaynak atacak çocuğu sağa veya sola at diye yönlendirirdi. Ebenin gösterdiği tarafa kaynak atıldığında en baştaki çekirdek vurulursa oyuncu bütün çekirdekleri kazanırdı. Ortadan vurursa ebenin gösterdiği tarafı alırdı. Çekirdekler bittiğinde en çok çekirdek toplayan oyunu kazanırdı."

KÖREBE

"Bir kişi ebe olur gözleri yazma ile güzelce bağlanırdı. Diğer çocuklar ona arkadan dokunup kaçarlarken ebe onları yakalamaya çalışırdı. Yakalanan kişi ebe olurdu."

MET DEĞNEK (DİBİRA)

"Bir küçük sopanın (MET) iki ucu sivriltilirdi. Uzun sopayla (DEĞNEK) metin ucuna vurularak havalandırılır, havadayken tekrar vurularak mümkün olduğu kadar uzağa atılırdı. Karşı gruptan çocuklar meti tutabilir veya ellerindeki değnekle mete vururlarsa oyunu kazanırlardı."

TOMBALA

"Çocuklar iki gruba ayrılırdı. Yere çizilen daireye 7 veya 9 kırık kiremit parçası (veya yassı taş), en alta en büyüğü olmak üzere, büyükten küçüğe doğru üst üste dizilirdi. Yaklaşık 2 m uzağa çizilen çizgide durulur, ilk gruptan bir kişi bezden yapılmış topu yerden atarak dizilen kiremitleri düşürmeye çalışırdı. Diğer gruptaki çocuklar topu atanın dikkatini dağıtmak için ORTADA KUYU VAR YANDAN GEÇ diye bağırırlardı. Kiremitler düşünüldüğünde topu atan gruptakiler etrafa kaçışırdı. Ebe atılan topla kaçışanları vurmaya çalışırdı. Vurulan oyundan çıkardı. Ebe kaçanları topla vurmak için uğraşırken, oyunda kalabilenler düşen kiremitleri aynı sırada dizmeye çalışırlardı. Kiremitlerin tamamı dizildiğinde TOMBALA diye bağırırlardı ve yine aynı gruptan bir kişi top atıp, kiremitleri düşürmeye çalışırdı. Kiremitleri düşüremezse öbür gruptan bir kişi top atıp kiremitleri düşürmeye çalışır, oyun böyle devam ederdi. Ebe bütün kaçışanları topla vurduğunda ve kiremitlerin tamamı dizilemezse veya sırası yanlış dizilirse gruplar yer değiştirirdi."

Image