
ŞİFACILIK
Eskiden, tıp biliminin gelişmediği ve doktorlara erişimin zor olduğu dönemlerde insanlar köylerinde kendi kendilerine çareler ararlardı. Geleneksel şifacılık yöntemleri, o dönemin insanların sağlık sorunlarıyla başa çıkmak için başvurdukları bir yoldu. Bazı bitkilerin ilaç niyetine kullanılması, belirli duaların okunması veya ritüellerin uygulanması, toplumun sağlık sorunlarına karşı oluşturduğu bir tür savunma mekanizmasıydı. Ancak günümüzde tıp biliminin ilerlemesiyle birlikte birçok geleneksel uygulama bilimsel olarak tanımlanmış ve yerini modern tıp uygulamalarına bırakmıştır. Zamanla bu eski şifacılık yöntemleri unutulmuş ve günümüzde genellikle kullanılmamaktadır. Modern tıp, sağlık sorunlarına çözüm bulmada temel yaklaşım haline gelirken geçmişin şifacılık pratiği zamanla tarihsel bir miras olarak kalmıştır.
BEL AĞRISI
Bel ağrısı olduğunda et koptu denirdi. Şifacı,
beli ağrıyan kişinin sağ kolunu yukarıdan
aşağıya doğru sıvazlarken dua okurdu. Baş ve
işaret parmağını açıp, parmak uçlarından
başlayarak üç kere ölçerdi. Bu uygulama ile
bel ağrısının iyileştiğine inanılırdı
BİR YERDEN DÜŞME
Bir yerden düşünce, çarpıp zedelenen yere çiğ et sarılırdı. Eğer hastanın durumu ağırsa, hayvan kesilir, derisi yüzülüp hastaya sarılırdı.
BİLİNMEYEN HASTALIKLAR
Babu dua okurken, bir kürekle yanan kömür getirilirdi. Babu kömürü kapı eşiğine koyar, üzerine temizlenen birkaç diş sarımsak atardı. Sarımsaklar şişince, çekiç veya keser gibi bir şeyle üzerlerine vururdu; sarımsak ve kömürler dağılırdı. O anda Babu "ha ha ha ha çok şükür!" diye bağırırdı. Kömürün üzerine su serper, kömür sönünce parmak ucu ile siyahlık alır hastanın alnına sürer ve bardakta geri kalan sudan hastanın üzerine parmak ucuyla su serperdi. Babu daha sonra "Haydi geçmiş olsun" derdi.
SOĞUK ALGINLIĞI
Babu dua okurken, bir kürekle yanan kömür getirilirdi. Babu kömürü kapı eşiğine koyar, üzerine temizlenen birkaç diş sarımsak atardı. Sarımsaklar şişince, çekiç veya keser gibi bir şeyle üzerlerine vururdu; sarımsak ve kömürler dağılırdı. O anda Babu "ha ha ha ha çok şükür!" diye bağırırdı. Kömürün üzerine su serper, kömür sönünce parmak ucu ile siyahlık alır hastanın alnına sürer ve bardakta geri kalan sudan hastanın üzerine parmak ucuyla su serperdi. Babu daha sonra "Haydi geçmiş olsun" derdi.
Soğuk algınlığı olan çocuklar Babu'ya götürülürdü. Babu bir kâğıt veya gazete parçasını V şeklinde kıvırır, içine karabiber koyardı. Çocuğa "aç ağzını" derdi. Karabiber olan kâğıdı hastanın ağzına yanaştırır ve üflerdi; bütün karabiber çocuğun genzine kadar giderdi.
Soğuk algınlığında öksürük varsa yatmadan önce hastanın sırtına ispirto sürülür, iğneyle birkaç yerinden delinmiş gazete kâğıdı koyulur, sabah çıkarılırdı.
Soğuk algınlığında öksürük varsa bir bez veya havlunun her tarafına, kullanılmamış ıslak olmayan banyo sabunu bastırılarak sürülür, yatmadan önce sırta yerleştirilir, sabah çıkarılırdı.
NAZAR
Babu nazar duası okur, nazarı anlamak gibi yaparken üzerindeki giysiden bir parça ip alırdı. Alınan ipi elinde yuvarlarken dua okuyup bir bardak suyun içine atardı. İp suyun içinde bardağın dibine çökerse nazar olduğuna inanılırdı. Babu, nazar değdiğine inanılan kişiye bardaktaki sudan üç yudum içirir, eliyle üzerine bu sudan birkaç damla serpiştirirdi.
Ayrıca Babu; bir diş sarımsak, naylona sarılmış şap ve bir nazar boncuğunu iple bir beze bağlar, dua okuyarak su dolu bir bardağın üst taraf etrafında üç kez gezdirirdi. Babu, suya batırılmış ıslak malzeme ile nazar değdiğine inanılan kişiye su serper ve sonrasında bardakta kalan su ağaç dibi ile hayvanların yem yalağına dökülürdü.
İŞTAHSIZLIK
Bütün sarımsak veya soğan közde pişirilir, tülbentle göbeğin üzerine bağlanırdı. Genelde akşam bağlanır sabah açılırdı veya beş altı saat bağlı bırakılırdı.
Şifacı, iştahı olmayan kişinin koluna tülbent bağlar, dua okurdu.
MİDE BULANTISI VE İŞTAHSIZLIK
Kuru soğan ortadan yatay kesilir, zeytinyağına bandırılıp, üzerine kuru nane dökülür, gece hastanın göbeğine tülbentle bağlanır, sabahkalkınca çıkarılırdı
AĞIZ YARASI
Babu dua okurken, böğürtlen yaprağını suya batırıp, dile sürerdi
ÇOCUK YÜRÜMESİ
Çocuk yaşıtları yürüdüğü halde yürümüyorsa, buna "kuyruk kaçtı" denirdi. Çocuk Babu'ya götürülürdü.
Babu; tereyağını elenmiş kül ile karıştırır, akşam çocuğun karın bölgesine, poposuna ve kuyruk sokumuna sürer ve bir bezle bağlardı. Babu sabah bağlanan bezi açar; çocuğun karın bölgesini, poposuna ve kuyruk sokumunu temizler, karnını ovar, kuyruk sokumuna dokunurdu.
Ayrıca çocuğun iki ayağı birbirine bağlanır, Cuma namazından ilk çıkana bu bağ kestirilirdi.
BEBEK SPORU
Çocuk kundakta uzun süre kaldığından kundak açıldığı zaman veya çocuk emerken zorlandığından omuzlarının dinlendirilmesi için yapılırdı.
Çocuk sırt üstü yere yatırılır; üç kere kolları çapraz olarak, üç kere yanlara doğru, üç kere de yukarı aşağı esnetilirdi. Sonra çocuk yüzükoyun yatırılır, çocuğun eli ters yöndeki ayağı ile birleştirilirdi. Sonra öbür eli öbür ayak ile birleştirilirdi. Bu işlem üç kere yapılırdı.
BOĞAZ AĞRISI
Ekşi elma pişirilip bir bezle boğaza sarılırdı. Sirke ile nişasta pişirilir, bir bezle boğaza sarılırdı. Tuz ile kepek karıştırılıp ısıtılır, bir bezle boğaza sarılırdı.
AYAK BURKULMASI
Un ve tuz ile biraz hamur tutulur, ağrıyan yere zeytinyağı sürülür, üzerine tutulan hamur yerleştirilip bağlanırdı.
Çiğ et dövülür, ağrıyan yere yerleştirilip bağlanırdı. Zeytin çekirdeğiyle ezilir, ağrıyan yere yerleştirilip bağlanırdı. Kuru üzüm çekirdeğiyle ezilir, ağrıyan yere yerleştirilip bağlanırdı.
Yukarıda sunulan tedaviler açık yara olmayan, ezilen ağrılı yerlerde uygulanırdı.
GENİZE BİRŞEY KAÇMASI
Genize bir şey kaçtığında, elin orta parmağı ile iki kaşın arasına bastırılarak parmak aşağıdan yukarıya doğru çekilirdi. Bu yapılırken de iki kez öpücük sesi çıkarılarak kişinin dikkati
dağıtılırdı.
GENİZE BİRŞEY KAÇMASI
Pis kanın temizlenmesi için sülük (AVDELA) kullanılırdı. Bu işlem için sülükler 1 hafta – 10 gün suda bekletilir, bu su her gün değiştirilirdi.
Suda temizlenmiş olan sülükler; mayasıla (basur – hemoroid), ağrı olan yere, geçmeyen yaraya, iltihaplı yere yerleştirilirdi. Pis kan veya iltihapla beslenen sülük doyunca kendiliğinden düşerdi.
LUCA (ŞİFALI OLDUĞUNA İNANILAN SU KAYNAĞI)
Genize bir şey kaçtığında, elin orta parmağı ile iki kaşın arasına bastırılarak parmak aşağıdan yukarıya doğru çekilirdi. Bu yapılırken de iki kez öpücük sesi çıkarılarak kişinin dikkati
dağıtılırdı.
